'Çerçeve yasa özgürlük yasalarıyla tamamlanmalı'

Paylaş:
ANKARA - DEM Parti Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eş Sözcüsü Cemile Turhallı, çerçeve yasanın önemli bir adım olduğunu ancak bunun özgürlük yasaları ile tamamlanması gerektiğini söyledi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dil, Kültür ve Sanat Komisyonu Eş Sözcüsü Cemile Turhallı, 10 Ağustos'ta Meclis'te kabul edilen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” teklifini değerlendirdi. Cemile Turhallı, söz konusu kanun teklifinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat Çağrısı'nın ardından Meclis'in attığı ilk adım olduğunu belirtti. Kanun teklifinin eksikliklerine rağmen önemli olduğunu söyleyen Cemile Turhallı, "Sayın Öcalan'ın negatif aşamadan pozitif aşamaya artık geçilmesi gerekiyor diye bir belirlemesi vardı. Bu yasayı, pozitif aşamanın ilk adımı olarak da okumak mümkün" dedi.
 
'HUKUKİ EKSİKLİK YASAYI TARTIŞILIR HALE GETİRDİ'
 
Abdullah Öcalan'ın sürecin tamamlanabilmesi için barış ve özgürlük yasalarına ihtiyaç duyulduğu yönündeki belirlemesine işaret eden Cemile Turhallı, yasanın tarafların demokratik siyasete katılımının önünü açtığını söyledi. Abdullah Öcalan'ın statüsünün belirlenmemiş olmamasının en önemli eksiklik olduğuna dikkati çeken Cemile Turhallı, "Bu hukuki eksiklik, yetersizlik yasanın içeriğinin de tartışılır hale gelmesine neden oluyor. Çünkü burada 2005 sonrası yararlanacaklar, öncesinde yararlanmayacaklar gibi bir kategorizasyona tabi tutuluyor. Yine başvuru gibi bir kategorizasyon var. Belirsiz ifadeler var bu anlamda. Ama Sayın Öcalan'ın statüsü bugün hukuki anlamda burada net bir şekilde tariflenmiş olsaydı, 'umut hakkı'na da atıf yapılarak, bugün belki bu tartışmaların hiçbiri olmayacaktı. Toplumda daha ciddi bir güven oluşacaktı ve daha sağlıklı yürümesini sağlayabilecekti" şeklinde konuştu.
 
'YASANIN İÇERİĞİ BEKLENTİLERLE ÖRTÜŞMÜYOR'
 
Cemile Turhallı, toplumdaki beklentiler ile yasanın içeriğinin örtüşmediğini söyledi. Beklentilerin özgürlük yasaları üzerinden şekillendiğini kaydeden Cemile Turhallı, "O beklentiler de Sayın Öcalan'ın 'Barış yasalarından sonra özgürlük yasaları' dediği bir sürece karşılık gelir. Dil, kültür, vatandaşlık hakları zaten bu kategorizasyonda yer alıyor. Herkesin tabii ki beklentisi esas olarak bu özgürlük yasalarına odaklanılmış durumda" dedi.
 
‘SÜREÇ YENİ YASALARLA TAMAMLANMALI’
 
Yasanın temel işlevinin demokratik siyasete katılımın önündeki engelleri kaldırmak olduğunu belirten Cemile Turhallı, düzenlemenin yeni barış yasalarıyla tamamlanması gerektiğini söyledi. Cemile Turhallı, şunları belirtti: "Bu bir pratik adım ve elbette ki farklı barış yasaları ile tamamlanması gerekiyor. Eksiklik ve ihtiyaca göre düzenlemesi gereken birçok şey var. Mesela Özgürlük Hareketi üyelerinin askerliğe dair bir belirlemenin olması gerekiyor. Yani burada askerlik dayatması olmaması lazım. Örneğin onların özlük hakları, siyasal katılım hakları, kadınların bu anlamdaki dahiliyeti nasıl olacak? Yine  gazi gerillaların sağlık hakları nasıl sağlanacak? Nihayetinde bunu sadece bir güvenlik meselesi, silah bırakma ve yasadan faydalanarak ceza tehdidi olmadan hayatlarını sürdürebilecekleri bir mesele olarak düşümmemek lazım. Bunu diğer haklarıyla birlikte ele almak gerekiyor. Bu hakların hepsi, yeni barış yasalarının kabul edilmesini zaten gerekli kılıyor."
 
'YASANIN TOPLUMSAL KÜLTÜRE DÖNÜŞMESİ LAZIM'
 
Özgürlük yasalarının süreci tamamlayacak önemli bir aşama olduğunu ifade eden Cemile Turhallı, bu yasaların toplumsal kültüre dönüşmesi gerektiğini söyledi. "Kürt meselesi bir yasayla var olmadı. O yüzden bir yasayla çözülecek bir mesele değil" diyen Cemile Turhallı, Kürtlerin hukuk dışına iletilmesi meselesinin de bir anda hukuk içerisine alıncak bir şey olmadığını kaydetti. Cemile Turhallı, "Bunun bir kültürünün de oluşması lazım. Yasa bunun önemli bir adımıdır ama esas bu kültürü kalıcı hale getirebilmek gerekiyor. Bu anlamda da kesinlikle yeni bir mekanizmaya ihtiyaç var. Sayın Öcalan'ın ifade etmeye çalıştığı şey, toplumun farklı kesimlerinin kurucu iradeleriyle bu sürece dahil olmasıdır. Kadınların, gençlerin, engellilerin bu sürece dahil olabiliyor olması gerekiyor. Bunun önündeki yapısal engellerin ortadan kaldırılması lazım" ifadelerini kullandı.
 
'KURULDA SAYIN ÖCALAN'IN DA ROLÜ OLACAK'
 
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından oluşturulması beklenen  kurullara dikkat çeken Cemile Turhallı, "Bu sürecin izleneceği, iktidar partisinin ve kamu bürokrasinin de dahil olduğu belli kurullar var. Bu kurullarda Sayın Öcalan'ın da rolü olacak. Esas olarak, bu mekanizmanın pratikte nasıl hayat bulacağı. Bu hepimizi ilgilendiren bir konu. Biz, bu meseleye bütün toplumun dahil olması gerektiğini söylüyoruz. Yani bu sadece bir kamu bürokrasisiyle yürütülebilecek bir süreç değil" dedi.
 
'KRİTİK EŞİK ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI'
 
Cemile Turhallı, süreçteki kategorizasyonların aşamalı olarak ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün kritik bir eşik olduğuna vurgu yapan Cemile Turhallı, "Aşama aşama o kategorizasyonun dışına çıkarak, o kategorizasyonu tamamen ortadan kaldıracak bazı adımların atılmasını sağlamak gerekiyor. Burada kritik eşik yine Sayın Öcalan'ın özgürlüğüdür. Zaten bu sağlandıktan sonra, diğerleri tamamen Sayın Öcalan'ın da ifade ettiği özgürlük mücadele alanlarıyla bir kazanıma dönüştürülecek olan süreçler" diye konuştu. 
 
'ÜÇÜNCÜ GÖZ TOPLUMSAL KESİMLERİ KAPSAMALI'
 
Türkiye'de yürütülen barış sürecinin özgün koşulları olduğunu belirten Cemile Turhallı, sürecin izlenmesi için üçüncü göz mekanizmalarının olması gerektiğini kaydederek, "Türkiye, Ortadoğu cenderesinde dört devleti de ilgilendiren bir meselenin tam da ortasında duruyor. Dolayısıyla bu meselenin tabii ki özgün koşulları da var. Çözme yöntemleri de özgün olmalı. Şu an başlangıç itibariyle Kürtler ve Türkiye arasında Sayın Öcalan'ın baş müzakereci olduğu bir süreç var. Tabii ki alınan kararların topluma anlatılması ile beraber, toplumun da bu sürece dahil edilmesi önemlidir. Üçüncü göz demek, bir dünya devleti demek değil. Meselenin kalıcılaşabilmesi, şiddetin çözüm olmaktan çıkması, devletin güvenlik perspektifinden tamamen kurtulması ve bunu ortadan kaldırması için farklı toplumsal kesimlerin bu sürece dahil edilmesi gerekir. Yani barolardan tutun da bütün sivil toplum kuruluşlarına, farklı toplumsal kesimlerin sürece dahiliyetin olması ve hükümetin de yaptıklarıyla ilgili bütün taraflara hesap verebiliyor olması lazım. Kürt tarafı bunu bütün riskleriyle zaten ortaya koydu. Sayın Öcalan, 'Ben bütün riskleri göze alarak bu süreci başlatıyorum' dedi. Devlet tarafının da bunu ortaya koyabiliyor olması lazım. Nihayetinde kazanılacak şey barış" dedi.
 
'YOL TEMİZLİĞİNE İHTİYAÇ VAR'
 
Cemile Turhallı, "Bununla ilgili olarak Meclis'e sunduğumuz bir rapor vardı. Bu yapısal meselenin birden çözülemeyeceğini, eğer bir yol yürünecekse yol temizliğine ihtiyaç olduğunu söyledik. Bu yol temizliğinde değişmesi gereken kanunların ne olduğunu ifade ettik. Anayasa'nın 66'ncı maddesinden tutun da 42'nci maddesine, 3'üncü maddesine, yine 125'inci maddesi yani yerel yönetimlerle ilgili yapılan düzenlemeler... Yani bunların bir bütün olarak değişmesi lazım. Bir taraf eksik kalırsa yine amacına ulaşamaz. Bu bir merkezi politikayla vesayet etkisiyle kullanılabilecek bir alan değil. Sistemi zaten demokratikleştirmenin en önemli ayağı sistemi yerelleştirmektir. Dilsel, kültürel, dinsel hakları zaten yerelleştirdiğiniz zaman diğer hakların da yerelliğini bir anlamda korumuş oluyorsunuz. Ve en önemlisi toplum ayağı. Bütün talepler meşruiyetini toplumdan alırlar. Dil meselesi bu anlamda bizim için kurucu bir meseledir" ifadelerini kullandı. 
 
'MÜCADELE SÜRMELİ'
 
Kürtlerin eşit yurttaşlık taleplerinin önündeki yapısal engellerin kaldırılması için mücadelenin sürdürülmesi ile bu hakkın sağlanabileceğini belirten Cemile Turhallı, "Çünkü devlet bir etnik kimliğe, bir inanca hizmet edemez. Bütün kimliklere hizmet etme gibi bir sorumluluğu var. Devletin bu sorumluluğunu da hatırlatmak lazım. Bütün diller arasında bir eşitlik sağlamalısın ki toplumsal barış sağlayabilsin. Kürtçe dili, esasında diğer dillerle aynı ortak kaderi yaşıyor. Ama diğer diller tamamen tehlike altında olan diller haline geldi Türkiye coğrafyasında" şeklinde konuştu.  Kürtlerin dil mücadelesinin farklı halklara da ilham verdiğini belirten Cemile Turhallı, mücadelenin yalnızca Kürtlerin haklarıyla sınırlı olmadığını kaydetti. 
 
Cemile Turhallı konuşmasınının devamında şunları söyledi: "Bu anlamda da sadece kendini gören bir yerde zaten meseleye yaklaşmıyor. Diğer kimlikleri de gören bir yerden yaklaşıyor. Özgünlüğü de başarısı da burdan. Yani kendisi için değil diğer topluluklarla birlikte; toplumsal mutabakat, toplumsal uzlaşıyı yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Kendi milliyetini merkeze alarak değil, bütün toplulukları bir yerde tutarak, merkezi politikadan vazgeçerek bunu sağlanabileceğini söylüyor. Bunu inançta da gösteriyor. Bunu milliyet tarafında da gösteriyor. Bunu farklı fikirlerde de göstermiş oluyor. Azeriler de Araplar da Süryaniler de Ermeniler de Lazlar da Çerkezler de bunun içerisinde. Kürtler, esasında hepsini tahayyül eden bir topluluk düşünüyor. Bugün Kürtçe özgür olursa, Lazca da özgür olacak. Ama Kürtler tabii ki kendisiyle ilgili talebi dile getirecek. Bu, aynı zamanda Laz halkına da cesaret olacak. Onun da talebi haline gelebilecek."
 
MA / Sema Bingöl