AMED - Çerçeve yasaya dair konuşan EMEP Genel Başkanı, İzleme Komisyonu'nun iktidarın insafına bırakılamayacağını belirtirken, DEVA ve Saadet Partileri Amed İl Başkanları da yasanın Türkiye için tarihi kazanım olacağını söyledi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi, 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oy ile parlamentodan geçti. Birçok eksiğin olduğu ve demokratikleşme adımlarıyla Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmediği yasaya dönük eleştiriler devam ediyor. Yüzde 83 “Evet” oyuyla meclisten geçen yasaya dair Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Saadet Partisi Amed il Başkanı Abdurrahman Ergin ve Deva Partisi Amed İl Başkanı Remzi Kaymak değerlendirmelerde bulundu.
Çerçeve yasanın bütün eksikliklerine rağmen en kısa zamanda yürürlüğüne girmesi gerektiğine dikkat çeken Seyit Aslan, "Gerillaların gelişinin önünün açılması gerekir. Cezaevlerindeki tutsakların bırakılması gerekir. Avrupa'da ve dünyanın birçok bölgesinde yaşamak zorunda kalan siyasilerin ülkelerine dönüş yolunun hazırlanması gerekir. Yasa yöneticiler de dahil olmak üzere mücadelenin bir parçası olmuş herkesi kapsamalı. Hiç kimse kendiliğinden isteyerek gitmedi. Kürt halkının talepleri bastırıldığı, şiddet politikalarına karşı çıkıldığı ve köylerin yakılıp yıkılmasına tepki gösterdikleri için gittiler. Devletin Kürt halkına karşı çok köklü bir öz eleştiri vermesi gerekir. Bunu bir ilk adım olarak değerlendiriyoruz. Yani sadece kanun tasarısının parlamentodan geçmiş olması yetmez. Bunun hızlıca yürürlüğe konması için de bir çaba içerisinde olmak gerekir" diye konuştu.
'İZLEME KOMİSYONU SADECE İKTİDARIN İNİSİYATİFİNE BIRAKILMAZ'
Kurulması beklenen İzleme Komisyonu'nun tamamen iktidarın inisiyatifine bırakılmaması gerektiğine de değinen Aslan, Barış Annelerinin, aydınların ve hukukçuların da komisyonda yer almasının daha sağlıklı olacağını kaydetti. Aslan, "İktidardan ve devletten bağımsız bir komisyon kurulmalı. Bu süreçte her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa uğrayan kesimlerin de içinde olduğu bir hakikat komisyonuna ihtiyaç var. Ancak o zaman gerçek anlamda olanı biteni objektif olarak değerlendirme, karar verme ve gerçeklerin kamuoyuyla paylaşılması konusunda adım atma mümkün olabilir" ifadelerini kullandı.
'ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİTTEN VAZGEÇİLMELİ'
Abdullah Öcalan'ı da kapsayacak genel bir siyasi düzenleme talep ettiklerini söyleyen Aslan, "İktidar Abdullah Öcalan'ı muhatap alıyor, görüşüyor. İktidar bir tarafta sarayda oturup politika yaparken öbür tarafta cezaevinde uzun yıllardır tutsak edilmiş bir siyasal temsilcinin de kendi düşüncesini, önerilerini rahatlıkla ifade edebileceği koşulları oluşturması gerekir" dedi.
"Kayyımlar niye bekliyor? Bugün Ahmet Türk, Van'daki ve Hakkari'deki belediye başkanlarının görevlerine geri dönmesinin önünde hiçbir engel yok” diyen Aslan, bu konuda bir adım atılsa diğer şeyleri daha kolay, daha rahat tartışma imkanlarının oluşacağını söyledi. Abdullah Öcalan'a uygulanan tecrit uygulamalarından da bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini kaydeden Aslan, “Şimdi deniliyor ki gerilla gelsin burada 5-10 yıl siyaset yapmasın. Bu eşyanın tabiatına aykırı bir durum. Esas olan gerillanın, Avrupa'daki sürgünlerin ve cezaevlerindeki tutsakların geldikleri günden itibaren siyaset yapma hakkının teslim edilmesi lazım. Çünkü bunlar bu mücadelenin bir parçası oldukları için cezalandırılıyorlar" şeklinde konuştu.
'KÜRT HALKININ TALEPLERİNİ GÖRMEZDEN GELEMEZSİNİZ'
Türkiye'de uzun yıllardır süren savaşın yarattığı bir milliyetçilik ve ırkçılık atmosferinin olduğunu söyleyen Aslan, İYİ Parti'den “hayır” oyunu beklediklerini ama Yeni Parti’den beklentilerin “Evet” olduğunu söyledi. Aslan, Yeni Parti'nin bu süreci kendi içerisinde değerlendirip Kürt halkına karşı özeleştiri de vermesi gerektiğini söyledi.
'KÜRT HALKININ BARIŞ ELİNİ SIKI TUTALIM'
Türkiye'de atılacak her demokratik adımın bölgedeki savaş politikalarının son bulmasına ön ayak olacağına dikkat çeken Aslan, şu çağrıda bulundu: "Kürt halkının barış elini sıkı tutup, eşit koşullarda birlikte yaşama talebine sıkı sıkıya sahip çıkalım. Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız. Bu coğrafyanın artık savaştan, çatışmadan arınması ve barış içerisinde kimsenin kimseyi ezmediği eşit koşullarda bir arada yaşaması gerekir."
'TÜRKİYE İÇİN TARİHİ KAZANIM OLACAK'
Türkiye'nin çatışma ve şiddet döneminin geride bırakılmasıyla yeni dönemde herkese sorumluluk düştüğünü dile getiren Saadet Partisi Amed İl Başkanı Abdurrahman Ergin, Saadet Partisi olarak kardeşliğin ve toplumsal huzurun önünü açacak her samimi adımın destekçisi olduklarını söyledi. Çerçeve yasanın sonraki demokratikleşme ve toplumsal bütünleşme adımlarıyla nasıl genişletileceğine değinen Ergin, "Bizim açımızdan temel ölçü bellidir: Hukuk devleti, adalet, eşit vatandaşlık, insan onuru ve Meclis iradesi. Silahların tamamen devreden çıkması Türkiye için tarihi bir kazanım olacaktır. Fakat kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla değil toplumun bütün kesimlerinin kendisini güvende, eşit ve özgür hissetmesiyle mümkündür" dedi.
'İZLEME KOMİSYONU SORUMLULUK ALAN VE DENETLEYEN AKTÖR OLMALI'
İzleme Komisyonu'nun mümkün olduğunca çoğulcu, tarafsız, kurumsal ve denetlenebilir bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade eden Ergin, "TBMM’deki izleme mekanizmasında Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yanı sıra ihtiyaç duyulan alanlarda hukukçuların, insan hakları uzmanlarının ve ilgili kamu kurumlarının bilgi ve değerlendirmelerinden yararlanılması güveni güçlendirecektir. Burada amaç herhangi bir kesime ayrıcalık tanımak değil. Tam tersine, sürecin kişilere veya günlük siyasi hesaplara bağlı kalmasını önlemektir. Düzenli bilgilendirme yapılmalı, mümkün olan ölçüde raporlama ve parlamenter denetim mekanizmaları işletilmelidir. Meclis’in sürecin dışında veya yalnızca izleyen konumda kalmasını değil sorumluluk alan ve gerektiğinde denetleyen güçlü bir aktör olmasını önemsiyoruz" ifadelerinde bulundu.
'YEREL YÖNETİMLER GÜÇLENDİRİLMELİ'
İnsanların kendisini hukuk önünde eşit hissetmesi, düşüncesini özgürce ifade edebilmesi, kendi dilini ve kültürünü özgürce yaşatabilmesinin yanında yerel yönetimlerin de demokratik iradesini korumasının kalıcı barışın önemli unsurlarından olduğunu hatırlatan Ergin, "Bu nedenle bundan sonraki aşamada Meclis’in önünde çok daha kapsamlı bir demokratikleşme gündemi bulunmaktadır. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, seçilmiş iradeye saygı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün evrensel hukuk standartlarına kavuşturulması, dil ve kültürel hakların güvence altına alınması, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve yargı bağımsızlığının tesis edilmesi bu sürecin doğal devamı olmalıdır. Burada özellikle şunun altını çizmek istiyorum. Biz Kürt meselesinin çözümünü bir etnik ayrıcalık meselesi olarak değil, Türkiye’nin demokrasi, adalet ve özgürlük meselesi olarak görüyoruz. Türkiye’de yaşayan her vatandaşın, etnik kökeni, dili, inancı veya siyasi görüşü ne olursa olsun eşit yurttaşlık temelinde kendisini bu ülkenin tam ve eşit sahibi hissetmesi gerekir” dedi.
Parti olarak bu süreçte yapıcı olacaklarını söyleyen Ergin, "Ölümden hayata, çatışmadan siyasete, korkudan güvene, ayrışmadan kardeşliğe yürüyelim. Ve bunu hep birlikte, Meclis’in iradesiyle, hukuk içinde ve milletimizin ortak vicdanıyla başaralım" diye konuştu.
'YASA GEÇİŞ SÜRECİDİR'
Yeni Yol grubu ve DEVA Partisi olarak süreci ilk günden beri desteklediklerini kaydeden DEVA Partisi Amed İl Başkanı Remzi Kaymak, sorunun çözüm adresinin meclis olduğunu söyledi. Türkiye'yi demokratikleşmeye götürecek ilk adım olan bu yasanın kendilerini sevindirdiğini ifade eden Kaymak, "Siyasi tutsak olarak tutulan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ demokratik zeminde umarım serbest kalır. 12 maddelik yasada eksiklik olabilir ama bu bir geçiş sürecidir. Yasada olan eksiklikler ileriki zamanlarda tamamlanırsa hem Türkiye için hem bölgemiz için işler rayına oturacak diye umut ediyoruz. Ve böyle olacağına dair kanaatimiz de var. Bu süreç al ver süreci değildir. Artık masa devirme gibi şeyler olmaz. Bu sürecin başarılı olması için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Kürt sorunu savaş ve ölümle çözülmez. Bu ancak barış ile olabilir" dedi.
'SİYASİ TUTSAKLAR İÇİN UMUT HAKKI OLMALI'
İzleme Komisyonu'nda hukukçulardan, sivil toplum kuruluşlarından ve kadınlardan da temsilci bulundurulması gerektiğini ifade eden Kaymak, meselenin sadece Milli Güvenlik Kurulu (MKG) ile çözülemeyeceğini belirtti. Türkiye'de demokratikleşme için hep beraber bir mücadelenin olması kanaatinde olduğunu dile getiren Kaymak, ileriki süreçlerde “umut hakkı” ile düzenlemelerin gelebileceğini bu konuda sabredilmesi yönünde düşündüğünü söyledi. Kaymak, Abdullah Öcalan ve bütün siyasi tutsaklar için “umut hakkı”nın verilmesi taraftarı olduklarını kaydetti.