Prof. Dr. Ergil: Suriye'de kalıcı çözüm özerk yönetimden geçer

Paylaş:
KONYA - Suriye’de kalıcı bir çözümün özerk yönetimden geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Doğu Ergil, “Suriye gibi kültürel ve etnik olarak çoğulcu bir yapıyı, radikal dinci bir ideolojiyle ve zorla yönetebileceğini düşünmek çok gerçekçi değildir” dedi.
 
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye'ye bağlı paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırılarını değerlendirdi. Ergil, SDG’nin Türkiye tarafından tehdit olarak görülmeye devam ettiğine dikkat çekti. Uluslararası siyasetin tutarsız zeminine dikkat çeken Ergil, ülkeler arasında dostluk değil çıkarların önceliğini bir kez daha kanıtladığını belirtti. SDG’nin sahada hâlâ ciddi bir güç olmasına rağmen, bu gücü siyasi kazanıma dönüştürecek dış destekten yoksun kaldığını dile getirdi. 
 
TÜRKİYE’NİN SALDIRILARDAKİ ROLÜ
 
Ergil, Ankara’nın uzun süredir savunduğu "Suriye’nin toprak bütünlüğü ve tek ordu" yaklaşımının bugün Şam tarafından fiilen hayata geçirildiğini ifade ederek, Ankara'nın bu süreçte Şam’a egemen olan koalisyona sürekli diplomatik, lojistik ve askeri destek verdiğini belirtti. Geleneksel Türk resmi görüşünün, Kürtlerin elde ettiği her kazanımı bağımsızlığa giden yolun bir parçası olarak gördüğünü hatırlatan Ergil, Ankara’nın yeni tabloyu; sınır hattındaki silahlı özerk yapının çözülmesi, kendi "Kürt sorununu" tetikleyebilecek bir oluşumun denetim altına alınması, SDG’nin uluslararası destek kaybı, Şam ile iş birliğinden doğacak ticari fırsatlar ve sığınmacıların geri gönderilme şartlarının oluşması şeklinde okuduğunu dile getirdi. Bu bağlamda Ergil, Ankara’nın Kürtlerin kültürel haklarının tanınmasından ziyade, silahlı ve siyasi özerkliğin tasfiye edilmesini stratejik bir kazanım olarak değerlendirdiğini sözlerine ekledi.
 
‘TANINAN KİMLİK AMA GÜVENCE ALTINA ALINMAYAN HAKLAR’
 
Kürt meselesinin askeri bir sorun olmaktan çıkıp yeniden eşit yurttaşlık ve merkezi devlet düzeni içinde erime riski eksenine oturduğunu vurgulayan Ergil, şu değerlendirmede bulundu: "Şam yönetiminin Kürtlere yönelik son dönemde attığı Kürtçenin tanınması, Newroz’un resmi tatil ilanı ve vatandaşlık sorunlarının çözülmesi gibi kültürel adımlar, ilk bakışta olumlu görünse de anayasal ve kurumsal teminatlardan yoksun olması temel sorunu çözmemektedir. Bugün Suriye Kürtlerinin karşı karşıya olduğu durum şudur: Özerklik fiilen sona ererken, tanınan haklar sözlü vaat ve idari kararname düzeyinde kalmaktadır. Uluslararası bir garanti mekanizması bulunmamakta ve hiçbir güçlü devlet bu garantinin arkasında durmamaktadır. Bu, Kürtlerin tarihsel deneyimlerinden iyi bildiği 'tanınan kimlik ama güvence altına alınmayan haklar' tablosudur."
 
‘SALDIRILAR SORUNU ÇÖZMEKTEN ÇOK ERTELEYEN NİTELİKTE’
 
Suriye’de yaşanan saldırıların yalnızca bir özerklik deneyiminin sona ermesi anlamına gelmediğinin altını çizen Ergil, durumu şöyle özetledi: "Bu, ulus-devletin krizden çıkarak kendini yeniden yaratması ve 'uyumsuz parçalara' bunu dayatmasıdır. Ancak bu dönüşüm, sorunları çözmekten çok onları erteleyen bir nitelik taşımaktadır. SDG askeri olarak dağılabilir, idari yapıları merkeze entegre edilebilir; fakat Kürt meselesi ortadan kalkmaz. Aksine bu mesele, daha az görünür ama daha derin bir siyasal fay hattı olarak varlığını sürdürür. Suriye’de savaş biterken adalet, temsil ve eşit yurttaşlık mücadelesi yeni bir evreye girmektedir. Kürtlerin yalnızlığı, yalnızca kendilerinin değil, Suriye’nin geleceğinin de kırılganlığını sergilemektedir."
 
‘KALICI DÜZEN ÖZERK YÖNETİM’
 
Şam'daki mevcut yönetimin geçici olacağını, kalıcı bir düzenin ise ancak toplumun tüm unsurlarının kendi öz yönetimleriyle katılacakları bir merkezi yapıyla mümkün olabileceğini belirten Ergil, son olarak şunları kaydetti: "Şam'daki yönetim, büyük ölçüde Ortadoğu sahnesinde 'cihatçı' olarak bilinen ve Batı belgelerinde 'terörist' olarak geçen silahlı güçlerdir. IŞİD saflarından El-Kaide ve Nusra'ya, oradan da HTŞ saflarına geçen gruplar söz konusudur. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), 2017 yılında El-Nusra Cephesi ile diğer bazı grupların birleşmesiyle oluşmuştur. Suriye’nin kuzeybatısında hâkim olan HTŞ, Esad rejimini devirip yerine Sünni İslam Devleti kurmayı amaçlamaktadır. Bu eski terörist, yeni müttefikler koalisyonunun; Suriye gibi kültürel ve etnik olarak çoğulcu bir yapıyı radikal dinci bir ideoloji ve zorla yönetebileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Esad rejimi de zor kullanıyordu ve halk desteğini büyük ölçüde bu nedenle yitirmişti."
 
MA / Zeynep Topdemir