Afganistan’dan Aida: Hala hayaller, kararlılık ve protesto sesi var DOSYA

Paylaş:

HABER MERKEZİ - Taliban'ın tüm baskı ve zulmüne rağmen mücadeleyi bırakmayan kadınlardan gazeteci Aida, “Hikayelerimizi anlatmazsak, başkaları bizim için anlatacaktır. Sesimizin bir gün anlamlı bir değişime yol açabileceğine inanıyorum” dedi. 

“Dışarıdan kısıtlanmış görünebiliriz ama içimizde hala hayaller, kararlılık ve protesto sesi var" bu sözler, Afganistan’daki gazeteci Aida’ya ait. 20 yılın ardından (15 Ağustos 2021) yeniden yönetimi ele geçiren Taliban’ın zulmüne karşı adeta direnişin sesi olan Aida, çalışma, okuma ve seyahat gibi en insani hakları gasp edilen, şarkı söylemesi, yüksek sesle konuşması ve cama çıkması dahi yasaklanan kadınlardan sadece biri. Güvenliği için ismini Aida olarak değiştirdiğimiz gazeteci, ülkedeki kadınların sesini dünyaya duyuran Afganistan Women's News Agency’in (AWNA- Afganistan Kadın Haber Ajansı) muhabiri. 
 
Herat Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi'nde üçüncü sınıf öğrencisi iken Taliban tarafından eğitim hakkı engellenen Aida, daha sonra yerel medya kuruluşlarında çalıştı ve bir yıl haber sunuculuğu yaptı ancak daha sonra Taliban’ın uygulamaları nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kaldı. Aida ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken, Pakistan’ın savaş başlattığı, erkekliğin en karanlık yüzü olan Taliban iktidarındaki Afganistan’da kurdukları imece usulleriyle dayanışmayı sürdüren kadınların mücadelesini ve yaşamını konuştuk.  
 
Taliban yönetime geldikten sonra Afganistan’da yaşam kadınlar için daha da zorlaştı. Neler yaşıyorsunuz?
 
Taliban tarafından eğitimime devam etmem yasaklandı. Evde yaşadığım depresyon ve izolasyonun etkisinden kurtulmak için kendi kendime ve çevrimiçi kurslarla gazetecilik öğrenmeye başladım ve yerel medya kuruluşlarında çalışmaya başladım. Ne yazık ki, bir yıl haber sunucusu olarak çalıştıktan sonra, Taliban'ın kısıtlamaları nedeniyle işimden ayrılmak zorunda kaldım. Yaklaşık beş yıldır çeşitli medya kuruluşlarıyla işbirliği yapıyorum, evden çevrimiçi çalışıyorum ve zamanımın çoğunu haber yazarak geçiriyorum. 
 
Taliban'ın yeniden iktidara gelmesiyle ‘gökyüzünden yere çakılmış’ gibi hissettim. Yıllarca ciddi ekonomik zorluklara ve ailemin geçimini sağlayan birinin olmamasına rağmen üniversite giriş sınavına (Kankor) hazırlandım. Akademi ücretlerini ödeyemediğimi ve beni sınıfa almadıklarını, bu yüzden pencerenin arkasında durup notlar alıp gizlice ders çalıştığımı hala hatırlıyorum. O zaman bile pes etmedim. Daha iyi bir gelecek, gazeteci olma hayalim ve aileme maddi olarak destek olmak için çabalamaya devam ettim. Sonunda, yüksek notlarla Gazetecilik Fakültesi'ne kabul edildim ve öğrenmeye başladım. Bir gün büyük bir medya kuruluşunda çalışmayı hayal ettim ancak Taliban'ın iktidarı ele geçirmesi çok uzun sürmedi ve tüm çabalarım, büyük hayallerimle birlikte karanlık bir hapishaneye atılmış gibi hissettim. Dört yıldır sırf kadın olduğum için zincirlenmiş gibi hissediyorum.
 
Her gün yayımlanan yeni kararnameler ve çıkarılan yasalarla kadınların yaşamdaki izleri siliniyor.  Nasıl mücadele ediyorsunuz?
 
 
Kendime teslim olmayacağımı söylüyorum. Bir gün her zaman umduğum gibi güneş doğacak. Boyun eğmeyi reddediyorum ve mücadeleme devam ediyorum.
 
Bazen çalışmayı başarsam da Taliban'ın kısıtlamaları beni ciddi ekonomik zorluklara sürükledi. 23 yaşındayım ve yedi kişilik bir ailenin sorumluluğunu üstleniyorum. Bazen iş kısıtlamaları nedeniyle elektrik, su veya ekmek parasını bile ödeyemiyorum. Taliban iktidara geldiğinden beri gençliğimi yaşamamış gibi hissediyorum. 20 ya da 23 yaşında, acı çekmekten yıpranmış 70 yaşındaki bir kadın gibi hissediyorum. Onların yönetimi altında çektiğim acıları anlatmak zor ve acı verici. Şiddetli depresyonla mücadele ettim ve bazen intihar etmeyi bile düşündüm. Yine de kendime teslim olmayacağımı söylüyorum. Bir gün her zaman umduğum gibi güneş doğacak. Çevrimiçi dersler alarak, raporlar yazarak, haberler için ham materyaller hazırlayarak ve bunları düzenleyerek direnmeye devam ediyorum. Taliban'ın kısıtlamalarına boyun eğmeyi reddediyorum ve mücadeleme devam ediyorum.
 
En son kadına ve çocuğa yönelik suçlara ilişkin yasalar çıktı. Bu ülkedeki kadınları nasıl etkileyecek?
 
Taliban'ın ceza kanunu, kadınların kocaları tarafından dövülmesini fiilen yasallaştırarak şiddeti artıran koşullar yarattığını söylemek gerekir. Böyle bir yaklaşım, kadınların yaşamları ve güvenliği üzerinde son derece olumsuz bir etkiye sahiptir ve toplumun tamamı için zararlı sonuçlar doğurabilir.
 
Kadınların çalışması, ailede çalışacak kimsenin olmaması, ailede erkeklerin olmaması gibi durumlara bağlanıyor. Ekonominin bu kadar kötü olduğu bir yerde kadınlar nasıl hayatta kalıyor?
 
Afganistan'da birçok kadın, resmi istihdama erişimin kısıtlı olduğu veya erkek bir vasinin varlığına bağlı olduğu koşullarda yaşamaktadır. Bununla birlikte hayatta kalmak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli alternatifler peşinde koşmaktadırlar. Bazıları evlerinde küçük bir gelir elde etmek için terzilik, turşu, reçel yapımı, ekmek pişirme, halı dokuma ve el sanatları gibi ev tabanlı işlere yönelmektedir. Diğerleri ise aile çiftçiliği, hayvancılık veya yerel pazarlarda küçük ürünler satıyorlar. Şehirlerde bazı kadınlar, kız çocuklarına özel ders veriyor, ev tabanlı güzellik hizmetleri sunuyor veya çevrimiçi ürün satışı yapıyor. Bu çabaların yanı sıra birçok aile, akrabalarının desteğine, göçmenlerin gönderdiği paraya veya insani yardıma bağımlı ancak gelirler genellikle yetersiz ve kadınlar günlük hayatı idare edebilmek için aşırı tutumluluk yapmak, yemekleri azaltmak ve çocukların ihtiyaçlarına öncelik vermek zorunda kalmaktadır. Genel olarak böylesine kırılgan bir ekonomide kadınların hayatta kalması büyük ölçüde kayıt dışı işçilik, aile dayanışması ve kişisel dirençliliğe, yani kısıtlamalara rağmen onurunu korumak ve yaşamaya devam etmek için sürekli çaba göstermeye bağlıdır.
 
Daha önce kız çocuklarını satan aileler olduğuna dair bilgiler almıştık. Bunlar gerçek mi? Aileler bunu neden yapıyor?
 
Son yıllarda bazı bölgelerden gelen raporlar, kimi ailelerin genç kızlarını para karşılığında veya borçlarını ödemek için sattıklarını veya evlendirdiklerini göstermektedir. Bu genellikle zorla evlilik, çocuk nişanları veya bir kızı borç ödemesi olarak verilmesi şeklinde gerçekleşir ancak pratikte bu ekonomik bir işlem gibidir. Bu fenomenin başlıca nedeni, şiddetli yoksulluk ve ekonomik krizdir. Birçok aile işsizlik, borç, açlık ve yetersiz yardımla karşı karşıya kalmaktadır ve temel ihtiyaçlarını karşılayacak başka bir yol bulamadıklarında, zararlı kararlar almaktadırlar. Bazı durumlarda, geleneksel baskılar, güvensizlik veya bakmakla yükümlü oldukları kişi sayısını azaltma girişimleri de rol oynamaktadır. Bu tür uygulamalar, kadınların ve çocukların haklarının açık bir ihlali olup, kızlar için ciddi fiziksel, psikolojik ve sosyal sonuçlar doğurmaktadır. Çözüm, ailelere ekonomik destek sağlanması, eğitime erişim ve sürdürülebilir geçim kaynakları yaratılmasında yatmaktadır, zorla ve erken evliliklerde değil.
 
Bir kadın ve gazeteci olarak Afganistan’da nasıl hayatta kalıyorsunuz? Yaptığınız iş yüksek riskler barındırıyor. Neden bu işi yapmakta ısrar ediyorsunuz?
 
 
Hikayelerimizi anlatmazsak, başkaları bizim için anlatacaktır. Korkuya rağmen yazmayı seçtim çünkü sesimizin bir gün anlamlı bir değişime yol açabileceğine inanıyorum.
 
Afganistan'da bir kadın ve gazeteci olarak, her gün korku ve güvensizlik içinde çalışıyorum. Bu mesleğin benim için ciddi riskler taşıdığını biliyorum. Tehditler ve baskılardan gözaltına alınma veya kamusal yaşamdan tamamen uzaklaştırılma riskine kadar. Bazen gerçekten ölümle yüz yüze çalışıyormuşum gibi hissediyorum. Ancak bu korkulara rağmen susmayı, oturmayı reddediyorum. Nedeni açık; ben sesleri susturulmuş kadınların sesiyim. Ülkemdeki kadınlar eğitimden, işten ve hatta toplumda basit bir varoluştan mahrum bırakıldıklarında sessiz kalmak bu sessizliği kabul etmek anlamına gelir. Onların acılarını, dirençlerini ve umutlarını uluslararası toplumun dikkatine sunmak için çalışıyorum. Dünyaya her istatistiğin arkasında gerçek hayatlar ve bastırılmış hayaller olduğunu göstermek için. Bu yol tehlikeli olabilir ama gerçekler için bu riski almaya değer olduğuna inanıyorum. Hikayelerimizi anlatmazsak, başkaları bizim için anlatacaktır. Korkuya rağmen yazmayı seçtim çünkü sesimizin, ne kadar sessiz olursa olsun, bir gün anlamlı bir değişime yol açabileceğine inanıyorum.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesajınız var mı? Başka ülkelerdeki kadınlara ne demek istersiniz?
 
Benim için 8 Mart sadece sembolik bir gün değil; direniş ve umudun gerçek anlamını hatırlatan bir gün. Afganistan'da birçok kadının eğitim, çalışma ve topluma katılım haklarından mahrum olduğu bir dönemde, bu gün dayanıklılığı temsil ediyor. Dışarıdan kısıtlanmış görünebiliriz, ama içimizde hala hayaller, kararlılık ve protesto sesi var. Diğer ülkelerdeki kadınlara şunu söylüyorum; bugün sahip olduğunuz özgürlükler ve fırsatlar, sizden önce gelen kadınların uzun mücadelelerinin sonucudur. Bu kazanımları koruyun ve konuşma şansı verilmeyen kadınların sesi olun. Dayanışmanız sessizliğin duvarlarını yıkabilir. Afgan kadınların haklarını savunduğunuzda, hikayelerimizi duyurun ve uluslararası forumlarda adlarımızı yükseltin.
 
Ayrıca diğer ülkelerdeki kadınlardan ve uluslararası kuruluşlardan, benim ve Afgan kızlarının eğitimine devam edebilmemiz için mümkün olan her türlü yolu kullanarak fırsatlar yaratmalarına yardımcı olmalarını rica ediyorum. Eğitim bizim için sadece bir hak değil, bir can simidi, bağımsızlık için bir araç ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için tek umudumuzdur. Çevrimiçi öğrenim fırsatları, burslar, destek programları ve güvenli eğitim yolları bile hayatımızı değiştirebilir. Acıma istemiyoruz, fırsat istiyoruz. Eğitim ve işe erişimimiz olursa kendi geleceğimizi inşa edebileceğimize inanıyorum. 8 Mart benim için taahhüdümü yenilediğim bir gün: tüm kısıtlamalara rağmen hala ayaktayım, hala öğreniyorum ve hala bir gün özgürlüğün güneşinin tüm Afgan kadınlarının hayatlarına parlayacağına dair umudumu koruyorum.”
 
MA / Berivan Kutlu 
 
İlgili Haberler
8 Mart pankartına el koyan polisler hakkında suç duyurusu
8 Mart pankartına el koyan polisler hakkında suç duyurusu

DEM Parti Antalya Kadın Meclisi, 8 Mart'ta pankartlarına el koyan polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Wan'da 8 Mart: Direniş, özgürlük ve barış mesajları
Wan'da 8 Mart: Direniş, özgürlük ve barış mesajları

Wan'da 8 Mart etkinliğinde buluşan kadınlar, katliam ve baskılara karşı "direniş, özgürlük ve barışta" ısrarcı olduklarını vurguladı.

Adana, Antalya ve Mersin'de Feminist Gece Yürüyüşü
Adana, Antalya ve Mersin'de Feminist Gece Yürüyüşü

Adana, Mersin, Antalya'da sokağa çıkarak Feminist Gece Yürüyüşü düzenleyen kadınlar, şiddete, savaşa ve yoksulluğa karşı yürüyerek "Feminist isyanımızı yükselteceğiz" dedi.

Ankara'da Feminist Gece Yürüyüşü: Özgür yaşamdan yanayız
Ankara'da Feminist Gece Yürüyüşü: Özgür yaşamdan yanayız

Ankara'da 20'nci Feminist Gece Yürüyüşü'nü düzenleyen kadınlar, yaşamları ve barış için direneceklerini söyleyerek, özgür bir yaşamdan yana olduklarını belirtti.

İzmir'de 9'uncu Feminist Gece Yürüyüşü: Hayatlarımızdan elinizi çekin
İzmir'de 9'uncu Feminist Gece Yürüyüşü: Hayatlarımızdan elinizi çekin

İzmir'de zılgıtlar ve sloganlarla 9'uncu İzmir Feminist Gece Yürüyüşü'nü gerçekleştiren kadınlar, "Gericiliğe teslim olmayacağız. Hayatlarımızdan elinizi çekin" dedi.