DÊRSIM - Dêrsim'in barajlar, GES, HES ve maden projeleriyle kuşatma altına alındığına dikkati çeken Munzur Çevre Derneği, doğa talanı ve ekolojik yıkıma karşı toplumsal dayanışma çağrısında bulundu.
Munzur Çevre Derneği Dêrsim Temsilciliği, kenttin genelinde baraj, Hidroelektrik Enerji Santraller (HES), Güneş Enerji Santrali (GES) ve maden projeleriyle yürütülen doğa tahribatına ilişkin açıklama yaptı. Temsilcilik'te yapılan açıklama, "Dêrsim'de yaşam alanlarımızın talan edilmesine izin vermeyeceğiz", "Av cinayettir, avcılık yasaklansın yaban hayatına dokunma" pankartı yer aldı. Burada konuşan Munzur Çevre Dêrneği Dêrsim Temsilcisi Yusuf Topcu, Dêrsim'in doğasının maden projeleri ile yok edilmek istendiğini söyledi.
'İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKASI'
Açıklamayı yapan Munzur Çevre Derneği Üyesi Suna Çelik, Dêrsim'in 3 tarafının enerji üretimi bahanesiyle baraj, HES ve GES yapılarak sular altında bırakıldığını belirterek, bu durumun coğrafyayı nefessiz bıraktığına dikkat çekti. Yapılan baraj ve maden projeleriyle hayvancılığın ve tarımsal üretiminin küçüldüğünün tanığı oldukları söyleyen Suna Çelik, 90'lı yıllarda Dêrsim'in 8 HES projesiyle tamamen insansızlaştırmayı amaçlayan politikaların gündeme geldiğini dile getirdi. Dêrsim'in demokratik kurumları ve halkın direnciyle verilen mücadele sonucunda Munzur ve Pülümür Vadisi'nin sular altında kalmasının engellendiğini hatırlatan Suna Çelik, "2011 yılında Peri Suyu üzerinde kurulan zincirleme barajlarla Mazgirt ve Nazımiye ilçelerimiz ile Elazığ'ın Karakoçan ilçesi boyunca uzanan verimli tarım arazileri yeniden sulara boğulmuştur. Köylülerin özel mülkiyet arazileri kadastro marifetiyle hazineye çevrilmiş, zorla el konulmuştur. Bu süreçte köylüler büyük bir direniş göstermiş; dernek üyelerimizin birçoğu yargılanmış, hapis cezaları verilmiş ve halen yargılanan üyelerimiz bulunmaktadır. Enerji bahanesiyle Dêrsim'i insansızlaştırma politikası barajlarla sınırlı değildir" ifadelerini kullandı.
'YENİ DÜZENLEMELERLE DOĞA TALANININ ÖNÜ AÇILACAK'
Dêrsim'in bugün yeni saldırıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Suna Çelik, Pertag'ın Demirsaban, Kaçarlar, Dereli, Avzeni, Soğukpınar mahalleleri ile Xozat'ın Kardelen köyünde planlanan projelerle hayvancılığın, arıcılığın ve tarımın bitme noktasına geleceği uyarısında bulundu. Suna Çelik, "Tehlike bununla da sınırlı değildir. Mecliste görüşülen milli parklarla ilgili yasa değişiklikleri, koruma statülerini zayıflatacak düzenlemeler içermektedir. Türkiye'nin ilk ve en büyük milli parklarından biri olan Munzur Vadisi Milli Parkı, bu düzenlemelerle birlikte sermaye projelerine daha açık hale getirilmek istenmektedir. Korunan alanların yapılaşmaya ve enerji projelerine açılması; milli parkların, sulak alanların ve yaban hayatı geliştirme sahalarının güvence olmaktan çıkarılması anlamına gelmektedir" diye konuştu.
Bu düzenlemeler Dêrsim'de ve ülke genelinde doğa talanının önünün daha açacağına dikkat çeken Suna Çelik, "Bu talan yalnızca Dêrsim'de değil; Kaz Dağları'ndan Çat Vadisi'ne, Diyadin'den Kirazlıdere'ye kadar ülkenin dört bir yanında sürmektedir. Dersim'in enerjiye ihtiyacı yoktur. Şirketler para uğruna yaşam alanlarımızı talan etmektedir. Yıllardır verilen 'olumlu' raporlarla Dersim ekonomik, tarihsel, inançsal ve kültürel açıdan paramparça edilmiştir. Barajlarla sulara boğulan bu coğrafya şimdi de GES projeleri, maden sahaları ve yasa değişiklikleriyle geri dönüşü olmayan zararlarla karşı karşıyadır. Bu şirketlere ve bu politikaları onaylayanlara karşı örgütlenerek, Dersim'in demokratik kurumlarıyla birlikte mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu.