Anne ve kızın şüpheli ölümü: Burada büyük bir suç var, peşine düşülmeli
İSTANBUL – İstismara karşı mücadelesiyle gündeme gelen Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler'in şüpheli ölümüne dikkati çeken kadınlar, tehditler rağmen gerekli koruma önlemlerinin alınmadığını belirterek, "Burada çok büyük bir suç var. Bunun mutlaka peşine düşülmeli" dedi.
Eski eşi Kurana Hizmet Vakfı Yöneticisi Ayhan Şengüler'in kızını 3 yaşından beri istismar ettiğini söyleyerek bir yıl önce dava açmasıyla gündeme gelen Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler, İstanbul Zeytinburnu'nda 3 Mart'ta şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Dava sürerken 13 Ocak'ta İstanbul Anadolu Adliyesi önünde adalet nöbetine başlayan Fatma Nur Çelik, nöbeti sürdürürken her defasında "Başıma bir şey gelirse intihar ettiğimi düşünmeyin" demesi, anne ve kızın öldürülmüş olma ihtimalini güçlendirirken, kadınlar, anne ve kızının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığına işaret ederek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istiyor.
Fatma Nur Çelik ve kızının, 4 Mart'ta İstanbul'un Ümraniye ilçesinde yapılan cenaze törenlerine katılan kadınlardan CHP Ümraniye Kadın Kolları Başkanı Yasemin Telatar, "Fatma Nur'un da çabalarını uzun süredir takip ediyorduk. Böyle olmamalıydı. Çok genç bir kadın ve küçücük bir evlat, ülkemizin ne kadar güvensiz olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Şuan faili meçhul bir kadın ölümünün daha olduğunu ve bunun devam edeceğini görmek bizi çok üzüyor. Adaletin artık olmadığını görüyoruz. Adaletin kadın ve çocukları koruması gerekiyor. Bugün bu korumasızlık devam ederse yarın da aynı şeyler yaşanmaya devam edecek. Bu istatistiklerdeki kadın ölümü sayılarının artacağını da görmeye devam edeceğiz. Buna artık dur dememiz lazım. Bugün, bu cenazede çok daha büyük bir protestonun ve tüm kadınların burada olmasını çok isterdik. Fakat bazı şeyler iyi aksettirilmiyor ve gizli bırakılıyor. Çekilen acılar duyurulmuyor. Bizim görmediğimiz ve bilmediğimiz bu durumda olan binlerce kadın ve çocuk var. Seslerini çıkardıklarında dahi bir sonuç alınamaması çok büyük bir acı. Biz, adaletin tecelli etmesini ve ülkemizde kadınların, çocukların birinci derecede koruma altına alınmasını istiyor ve bunu yineliyoruz" ifadelerini kullandı.
'YARGI TARAFSIZ DEĞİL'
Yargının kadın cinayetlerine karşı tarafsız davranmadığını belirten Yasemin Telatar, "Bir koruma mı söz konusu ya da arkasında başka güçler mi var? Bunların biran önce ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Sadece bunları değil, kadınların sesiz ölümleri de var. Yargının kadın ve çocukları korumak için her türlü önlemi alması gerekir. Fatma Nur, 'Ben asla intihar etmeyeceğim ve güçlü duracağım. Kendimi koruyacağım' diyerek sosyal medyadan çağrılar yaptı. Bir ölüm tehdidi aldığını haber verdi. Fakat haber vermesine rağmen görmezden gelindi. Burada çok büyük bir suç var. Bunun mutlaka peşine düşülmeli. Bundan sonraki kadın ve çocuklar için önlem alınmalı" diye konuştu.
'FAİLLER CESARETNLENDİRLİYOR'
Bu kadar gündem olan bir kadının çığlıklarını duymayarak kadınları ölüme sürükleyen adaletsizliğin kadınları daha fazla yaraladığını ifade eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Üyesi olan Lale Karadağ, "Biz kadınlar her gün ölüyoruz. Erkek egemen toplumda kadınlar teker teker öldürülüyor. Bunu hiç kimse görmüyor veya görmemezlikten geliyorlar. Yargının, bu faillere caydırıcı cezalar vermesi gerekiyor. Fail, 'Zaten öldürürsem bana bir şey olmaz, iyi hal alırım' diyerek cesaret alıyor. Bu nedenle yargı daha ağır cezalar vermeli. Kadınlara, birleşmemiz gerektiğinin çağrısını yapmak istiyorum. Sesimizi çıkarmalıyız. Bireysel olarak belki kimse bir şey yapamaz, ama biz kadınlar toplanıp bir bütün olduğumuzda çok şey değişecektir?" şeklinde konuştu.
'CEZASIZLIK POLİTİKASI CİNAYETLERİ ARTTIRIYOR'
Cenazeye katılan kadınlardan Birsen Baş ise kendilerinin, "Kadın cinayetleri politiktir" demelerinin altının boş olmadığının belirterek şunları söyledi: "Yaşamın her alanında var olmak istedikçe eril zihniyet her defasında kadını yok etmeye çalışıyor. Bu sistematik olarak yavaş yavaş üstümüzde geliştirildi. Kadın cinayetleri cezasız kaldıkça bir kadın cinayetini daha beraberinde getiriyor. Bir tecavüz olayı cezasız kaldıkça beraberinde bir tecavüz olayını daha getiriyor. Bu, kadının sistematik olarak eve kapatılması ve yaşam alanından koparılması anlamına geliyor. Burada bir Afganistan yaratılmaya çalışılıyor. Biz, bunu kendi gözlerimizle görüyoruz. Dolayısıyla kadın cinayetlerinin en büyük nedeni kadınları eve hapsetme, yaşamdan koparmak, susturmak, cinsel meta olarak kullanmak ve kadını kendi haklarını savunamayacak hale getirmektir."
'SİSTEM, KADINA YAŞAM ŞANSI VERMİYOR'
Kadınlara baskı altına alan toplumsal anlayışı reddettiklerini söyleyen Birsen Baş, şunları dile getirdi: "Kadına yaşama şansı vermiyorlar. Kadınların hukuki alanda yok sayılması, haklarının elinden alınması, 'Bir kadın erkeğin izni olmadan dışarı çıkamaz' zihniyeti kadının yok etmeye götürüyor. Biz bunu reddediyoruz. Bundan sonra hiçbir kadının öldürülmemesini istiyoruz. Kadını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür olamaz. Bu nedenle kadınlar olarak birbirimize sahip çıkmamız ve birbirimizin can yoldaşı olmamız gerekiyor. Sistem, bizi öyle bir hale getirdi ki kadını kadına karşı getirerek bitirmeye çalışıyorlar. Bu oyunlara gelmeyelim. Cinayetlerin önüne geçelim."