Munzur Üniversitesi öğrencileri hala özel savaş kıskacında

Paylaş:
DÊRSIM - Yoğun baskı altında olduklarını belirten Munzur Üniversitesi öğrencileri, Gülistan Doku olayında sessiz. Öğrenciler polisin, valinin, başhekimin, üniversite çalışanlarının da içinde olduğu bu olay nedeniyle kendilerini güvende hissetmiyor.
 
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci Sınıf Öğrencisi Gülistan Doku, Dêrsim’de 5 Ocak 2020 yılında kaybettirildi. Başta ailesi ve kadın örgütleri olmak üzere 6 yıl boyunca “Gülistan Doku nerede?” sorusunu sorarak, hem sürecin takipçisi oldu hem de adalet arayışını sürdürdü. 
 
Olaydan 6 yıl sonra, 13 Nisan günü dosya kapsamında yeni bir gelişme yaşandı. Gelişme neticesinde dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel ile birlikte çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu kapsamda şuana kadar 8 kişi tutuklandı. Çok sayıda kişinin ise işlemleri sürüyor. 
 
Adliye önünde yapılan eylemlere üniversite öğrencilerinden gelişlerin çok az olması dikkat çekici. Adliye önüne gelen birkaç Munzur Üniversitesi öğrencisine bu durumu sorunca, “çekindiklerini” dile getiriyor. Öğrencilerin her biri “Anlatacak çok şey var da işte anlatamıyoruz” diyor. 
 
Bu durumun en büyük nedeni ses çıkarmaları halinde okul hayatlarının ve geleceklerinin riske girmesi ve Gülistan Doku’nun başına gelenin ya da benzer bir durumun kendi başlarına da gelmesi. Öğrenciler bu konuda güvende olmadıklarını belirtiyor. Bu güvensizliğin temel nedeninin ise Gülistan Doku olayının içinde polisin, valilinin, savcının, üniversite çalışanları gibi devletin kurumlarında yer alanların olması ve olayın üstünün “bu güce” dayanarak kapatılmaya çalışılması.
 
‘ÖZGÜR DEĞİLİZ’
 
Güvenlik kaygıları nedeniyle isminin verilmesini istemeyen öğrenciler, yoğun bir baskı yaşadıklarını da belirtiyor. Tunceli Adliyesi birkaç yıl önce deprem gerekçesiyle üniversitenin kampüsüne taşındı. Sadece adliye değil, aynı zamanda Hükümet Konağı ve valilik de üniversitenin kampüsüne taşınmış durumda. Bu resmi yerler üniversite kampüsüne taşındığı için kampüsün içinde sürekli resmi kıyafetli polis, jandarma ile üzerinde silah olan sivil polis bulunuyor. Öğrenciler bu yüzden özgür bir ortamda bulunmadıklarını belirtiyor. 
 
Resmi makamların üniversite kampüsünde olması aynı zamanda herkesin kontrolsüz bir şekilde üniversiteye girmesine de neden oluyor. Öğrenciler bundan da rahatsız. Bir öğrenci bu konudaki kaygısını şöyle dile getirdi: “Elini kolunu sallayan herkes sorgusuz, sualsiz, aranmadan kampüse girebiliyor. Gelenler kadın öğrencilerle rahatlıkla iletişim kuruyor. Kendimizi güvende hissetmiyoruz.”
 
Bir kadın öğrenci de, “Gülistan Doku olayı açığa çıkmayabilirdi de. Çünkü valisi, polisi, yargısı olayın üstünü kapatmış. Bu benimde başıma gelebilirdi. Beni kaybettirip, üstünü örtebilirlerdi. Kendimi güvende hissetmiyorum” diyor. 
 
Öğrenciler aynı zamanda Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler nedeniyle ailelerinin de kaygılı olduğunu da belirtiyor.
 
SİVİL POLİS VE ASKERLER KAFELERDE: HEDEF GENÇ KADINLAR
 
Öğrencilerin rahatsız olduğu bir durum ise uzman çavuşların ve askerlerin öğrencilerin gittikleri kafelerde bulunması. Dêrsim’de, üniversite öğrencilerinin yoğun gittiği kafelerde, asker ve polislerin sivil bir şekilde geldiği, özellikle üniversiteli genç kadınları hedef aldıklarını belirtiyor. Uyuşturucu ve fuhuş bataklığının da böyle yaygınlaştırılmaya çalıştırıldığını belirten bir öğrenci, “Bizim bir grubumuz var. Özellikle bu tür kafelerde gitmeme konusunda bu grup üzerinden birbirimizi uyarıyoruz. Gülistan Doku olayında adı geçen mekanlara da gitmemeyi tercih ediyoruz” diyor. 
 
Gülistan Doku dosyası, genelde Kürdistan özelde de Dêrsim’de özel savaş politikalarını en çarpıcı şekilde açığa çıkardı. 
 
MA / Diren Yurtsever