Nafaka tartışmaları sürüyor: Haklarımıza sıkı sıkıya bağlanmalıyız

Paylaş:
AMED - 12’nci Yargı Paketi’ndeki nafakaya dair maddelerin çıkarılmasının kadın mücadelesinin bir sonucu olduğunu belirten avukatlar, “Ancak devamlı şekilde karşımıza çıkarılacağını düşünüyoruz. Bu yüzden haklarımıza sıkı sıkıya bağlanmamız gerekiyor” dedi.
 
Kadın kazanımlarına dönük saldırılar sürerken, kadınlar her alanda saldırılara karşı mücadelesini yürütmeye devam ediyor. Her dönem İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Kanun, kürtaj, nafaka hakkı gibi kazanımları hedef alan iktidar, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “süresiz nafaka” hakkı kararını iptal etmesiyle birlikte 12’nci Yargı Paketi’nde yoksulluk nafakasına evlilik süresi, yaş gibi kıstaslar getirdi. Ancak pakette nafakaya dair düzenlemeleri içeren maddeler, ekonomik güvencesizliğe ittiğini belirten kadınların tepkisi üzerine çıkarıldı. 
 
Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin 18 Temmuz’da düzenlediği, “Nafaka hakkı, uygulamaları, politikaları ve kadın cinayetleri” başlıklı çalıştaya katılan avukatlar, başta nafaka hakkı olmak üzere, kadın kazanımlarına yönelik saldırılara tepki göstererek, mücadele vurgusunda bulundu. Kadınların toplumda dezavantajlı grupların başında geldiğini ve şiddetin bir alt türü olan ekonomik şiddetle de çok fazla karşı karşıya kaldığını belirten Dêrsim Barosu Başkan Yardımcısı Elif Özer Kaya, aynı zamanda kadınların toplumun geleneksel dayatmalarından dolayı çocuk bakımı ve ev içindeki yönetim sebebiyle çalışma hayatına dahil olamadığını kaydetti. Ekonomik kırılganlığın olduğu bu dönemde kadınların nafaka hakkına süre sınırlaması getirilmesinin planlandığına dikkat çeken Elif Özer Kaya, "Bu durum ekonomik olarak dezavantajlı kadınlar açısından hiç kabul edilebilir bir durum değil ve haklı olarak kadınlarda çok büyük endişeler yaratıyor" dedi.
 
‘NAFAKA OLMASI GEREKENDİR'
 
Nafakaya ilişkin durumların değişkenlik göstermesi koşulunda; nafakanın kaldırılması, arttırılması ve azaltılması yollarına gidilebileceğini kaydeden Elif Özer Kaya, "Buna rağmen koşulların iyileştirilmesi gerekirken daha da kötüye ve geriye konuşmaların olması kabul edilir bir şey değil. Özellikle erkekler nezdinde nafakaya hükmedildiği zaman, 'Biz nafaka yükümlüsü olarak cezalandırılmış oluyoruz' algısı var. Ancak nafaka bir tarafı cezalandıran, bir tarafı da yücelten, ona ekstra hak veren bir şey değil; olması gereken bir şey. Çünkü kadınlar zaten belirli toplumsal kalıplardan dolayı ya çalışma hayatına hiç başlayamıyorlar ya da çalışma hayatından ayrılmak zorunda kalıyorlar. Kadınların hem ekonomik güvenliğinin sağlanacağı hem de insan onuruna yakışır şekilde yaşam hakkının iyileştirilmesine hizmet eden düzenlenmelerin getirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
 
Nafaka hakkına yönelik saldırılara karşı konunun sürekli olarak gündemde tutulması gerektiğinin altını çizen Elif Özer Kaya, "Çünkü kadınlar ekonomik olarak çok kırılgan bir durumdalar. Nafakayı kadınlara ödül, erkeklere de verilmiş bir ceza olarak görmemek gerekiyor. Kadınlar sadece ekonomik değil, birçok şiddet türüyle karşı karşıyalar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor” diye belirtti. 
 
'HAKLARIMIZA SIKI SIKIYA BAĞLANMAMIZ GEREKİYOR'
 
Mevcut Medeni Kanunu'nda dönem dönem iyileştirmeler yapılarak Mal Ayrılığı Sözleşmesi gibi hususların ortadan kaldırıldığını aktaran Mûş Barosu Başkan Yardımcısı ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Ruken Güven, kadınların nafaka hakkı gibi kazanımlarının son yıllarda çıkarılan yasa ve yargı paketleriyle geriye götürülmesinin hedeflendiğini belirtti. 12'nci yargı Paketi ile nafakanın evlilik süresi ile uyumlu olacak şekilde düzenlenmek istediğini anımsatan Ruken Güven, "Kadın mücadelesi veren STK ve hukuk örgütlerinin verdiği mücadele ile söz konusu olan tasarı geri çekildi. Ancak devamlı şekilde karşımıza çıkarılacağını düşünüyoruz. Bu yüzden haklarımıza sıkı sıkıya bağlanmamız, bu hakları bilmemiz ve bunun bilincinde olmamız gerekir. Kadın örgütlerinde yer alarak, onların mücadelesine güç vererek bunlarla başa çıkabileceğimizi düşünüyorum" dedi.
 
'MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ’
 
Tarih boyunca ataerkil düzenlerin varlığını sürdürmeye çalıştığını ve buna göre sürekli politika sürekli ürettiğini ifade eden Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukat Asya Cemre Işık, Türkiye açısından sağcı zihniyetin yükselişte olduğu dönemlerde, kadınların haklarına yönelik saldırıların arttığına dikkat çekti. AYM’nin süresiz nafaka ibaresinin Türk Medeni Kanunu'ndan kaldırılması yönünde karar verdiğini ve bu karara karşı kadın kurumlarının mücadele yürüttüğünü hatırlatan Asya Cemre Işık, "Kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların kaynağı, ‘kadın güçlenmesin’ zihniyetidir. Buna karşı her şeyden önce örgütlenmek, dayanışmak ve bu meseleyi her daim birincil gündemde tutmak çok değerli ve çok kıymetlidir. Kadın kurumlarıyla birlikte bu şekilde mücadelemize devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
 
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel