15 Ağustos’un yıl dönümü: Mahsum ve arkadaşları da barış isterdi

Paylaş:
ÊLIH - 15 Ağustos'un 42’nci yıl dönümüne dair konuşan Mahsum Korkmaz’ın kardeşi Fehmi Korkmaz, “Bugün Mahsum ve arkadaşları yaşıyor olsaydı, bu sürece tanıklık etmiş olsalardı, herkesten önce kabul ederlerdi” dedi.  
 
Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) 15 Ağustos 1984’te Sêrt’in Dihê (Eruh) ve Colemêrg’in Şemzînan (Şemdinli) ilçelerinde gerçekleştirdiği ilk eylemlerinin üzerinden 42 yıl geçti. Mahsum Korkmaz’ın (Agit) öncülüğünde Dihê'de gerçekleştirilen eylem, Kürt meselesinin ve çatışmalı sürecin seyrinde önemli bir dönüm noktası oldu. 15 Ağustos’un yıl dönümünde, PKK’nin ilk komutanlarından Mahsum Korkmaz’ın kardeşi Fehmi Korkmaz, kardeşine ilişkin değerlendirmede bulundu.
 
‘MAZLUM DOĞAN’I ÖĞRETMENİ SANIYORDUM’
 
Mahsum Korkmaz'ın Êlih'te 1976 ve 1977'de çalışmalara gelen Mazlum Doğan’la tanışma hikayesini anlatan Fehmi Korkmaz,  ağabeyinin ilk başlarda Mazlum Doğan'ı aileye öğretmeni olarak tanıttığını söyledi. Fehmi Korkmaz, "Mazlum Doğan arkadaş sık sık Mahsum ile eve gelirlerdi. Bir süre sonra öğretmeni değil, arkadaşı ve yoldaşı olduğunu anladık. Mazlum Doğan gelmeden önce Mahsum ve birkaç okul arkadaşının kendi aralarında bir grubu vardı. Kürtlerin çeşitli parti ve dernekleri bulunuyordu. Mahsum herhangi bir fraksiyona bağlı değildi. Arkadaşlarıyla dayanışma içinde olan bir grupları vardı ve fikirleri bu çevrelere yakındı” diye belirtti.
 
Korkmaz, “Mazlum Doğan’ın gelişiyle buluşmalar daha düzenli hale geldi. Bir isimleri oluştu ve onlara halk arasında  ‘Talebe’ denilmeye başlandı. Kısa süre içerisinde çalışmalarında büyük gelişmeler yaşandı. Okulda yaşanan bazı olayların ardından da bölgenin gündemine girdiler” dedi.
 
İŞÇİ ALIMLARINDA KURA ÇALIŞMASI
 
Êlih’in, tütün,  petrol rafineri bölgesi olduğunu kaydeden Korkmaz,  “Daha sonra Devrimci Liseliler kuruldu ve gençler burada bir araya geldi. Batman’da sendikalarla da ilişkileri gelişti. TÖB-DER gibi, solcu ve sosyalist öğretmenlerin bulunduğu sendikalarla görüşüyorlardı. İşçilerin çoğu başka şehirlerden geliyordu. İşe alımlarda zenginlerin, ağaların ve sistemle ilişkili kişilerin etkisi vardı, torpil yapılıyordu. Buna karşı ilk çalışmalarından biri, insanların işe girebilmesi için kura çekilerek rafineri kapısına götürülmesi oldu” ifadelerini kullandı. 
 
‘HALKIN GÜVENİNİ KAZANDILAR’
 
Korkmaz, “Hakikate ve adalete inanan insanlar haksızlığa karşı çıkıyordu. Bu nedenle halkın sevgisini ve güvenini kazandılar. Mahsum hem okula gidiyor hem de babama otelde yardım ediyordu. Haksızlığa karşı bir duruşu vardı. Kendisinin yapmadığı bir şeyi arkadaşlarından da istemezdi. Çalışma ahlakı böyleydi. Dürüstlükleri ve duruşlarıyla tanınıyorlardı. Daha önce kapılarını açmayan aileler ve köylüler zamanla onlara güvenmeye, evlerini daha rahat açmaya, arkadaşları misafir etmeye başladı” diye konuştu. 
 
‘KÜRT HALKININ HAFIZASI BUNLARI UNUTMAZ’
 
Kürt halkının yıllar boyunca ağır bedeller ödediğini ifade eden Korkmaz, “Zindanlarda, dağlarda bedeller verildi. Bunlar yapılırken sayıları azdı ama bugün milyonlara ulaştı. Bugün Kürtler her yerde başı dik. Bu büyük bir mirastır” dedi. 
 
Korkmaz, “Halka büyük bir zulüm yapıldı. Ama Kürt halkının hafızası bunları unutmaz. Kürtler hep savunmadaydı, asla savaştan yana olmadılar.  Bugün adil, onurlu ve kalıcı bir barış olursa Kürtler neden kabul etmesin? Bu iş için güven lazım” ifadelerini kullandı. Savaş koşullarının ortadan kaldırılması ve bir anlaşmaya varılması halinde Kürtlerin barışa hazır olduğunu belirten Korkmaz, “Kürtler hakikatin ortaya çıkmasına hazırdır” dedi.
 
‘MAHSUM YAŞIYOR OLSAYDI’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında atılan adımın çok anlamlı olduğunu söyleyen Korkmaz, “Bugün Mahsum ve arkadaşları yaşıyor olsaydı, bu sürece tanıklık etmiş olsalardı, herkesten önce kabul ederlerdi.  Kalıcı ve onurlu bir barışı neden istemesinler ki. Kürtler birlik olmayı başardı. Bu hareketin ruhu da birlik olmayı gerektiriyor. Adil ve onurlu bir barış hepimizin temennisidir” diye konuştu.