İZMİR - Şiddeti üreten politikalar karşısında kadın özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerini belirten EŞİK, Suriye’de devlet/erkek şiddetine maruz kalan, hak ihlaline uğrayan bütün kadınların ve halkların mücadelesinin, dünyanın dört bir yanındaki feminist mücadelenin parçası olduğunu vurguladı.
Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), Rojava'ya yönelik gerçekleşen saldırılara ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Suriye’de sivilleri, kadınları ve çocukları hedef alan katliamların büyük bir öfkeyle takip edildiği belirtilen açıklamada, "EŞİK olarak, yıllardır yaptığımız pek çok açıklamamızda ve toplantılarımızda vurguladığımız gibi ataerkil militarist emperyalist güçlerin ürettiği savaşlar önce ve en ağır bir şekilde kadınları ve yoksul halkları vuruyor. Suriye’de 6 Mart 2025’ten beri IŞİD ve şu an iktidarda olan HTŞ bağlantılı militanlarca bilhassa Halep ve Lazkiye’de Alevilere yönelik katliamlar ve devamındaki korku iklimi süregidiyor. Bu katliamlarda binlerce kişinin katledildiği ve pek çok Alevi kadının kaçırıldığı, cinsel şiddete maruz bırakıldığı da biliniyor. Dürzilere ve Hristiyanlara yönelik saldırılar da kapı komsumuz Suriye’deki güvensizlik ortamını gözler önüne seriyor" denildi.
BİNLERCE KİŞİ YERLERİNDEN EDİLDİ
Bu saldırıların bedelini orantısız bir şekilde ödeyenlerin, yine başta kadınlar ve çocuklar olduğu vurgulanan açıklamada, daha önce Halep ve Lazkiye’de olduğu gibi, bugün de binlerce kişi güvensizlik ve korku nedeniyle yerlerinden edildiği kaydedildi. Ezidi kadınları köle pazarlarında satan ve tüm kadınları köleleştirmek isteyen DAİŞ'in, kadınları aşağılamak için Kürt kadın direnişçilere saldırdığı belirtilen açıklamada, "Bugün Rojava’ya yönelen saldırılar tesadüf değildir. Rojava, kadınların eşit temsille söz ve karar sahibi olduğu, erkek egemenliğine karşı alternatif bir yaşamı inşa ettiği bir kadın devrimidir. Kadınların öz savunmada, yönetimde, toplumsal yaşamın her alanında öncü olduğu bu model; erkek egemen, militarist ve gerici güçler açısından açık bir tehdittir. Bu nedenle Rojava’da hedef alınan yalnızca siviller değil, kadın özgürlüğüne dayalı eşitlikçi ve laik toplumsal bir gelecek tahayyülüdür" ifadeleri yer aldı.
SAVAŞ ERKEK ŞİDDETİ, SINIRLAR ERKEK EGEMENLİĞİ
Savaşın erkek şiddeti, sınırların erkek egemenliğinin aracı olduğunun altı çizilen açıklamada, "Barış, kadınların söz ve karar sahibi olduğu bir süreç olmadan mümkün değildir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı, silahlı çatışmalarda kadınların korunmasını ve kadınların barış süreçlerinde aktif rol almasını vurgulamaktadır. Dünyanın en büyük silah ihracatçısı olan ülkelerinin daimi üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyi üyeleri başta olmak üzere, çatışma bölgelerine asker ve silah gönderen, saldırı ve işgalleri ve savaş suçlusu militanlarla dün ve/veya bugün el sıkışan hükümetlerin tüm savaş kayıplarından ve insani krizlerden sorumlu olduğunu biliyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Suriye’de devlet/erkek şiddetine maruz kalan, hak ihlaline uğrayan bütün kadınların ve halkların mücadelesi, dünyanın dört bir yanındaki feminist mücadelenin parçasıdır. Şiddeti üreten, sürdüren ve cezasız bırakan her politika karşısında eşitliği, laikliği, yaşamı, barışı ve kadın özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz" diye belirtildi.